Çiğdem Simavi’nin sahibi olduğu Osman Hamdi’nin İlluminati tablosu Koç ailesinde mi? Tablo, Osman Hamdi Bey imzalı ve 1901 yılında yapılmış. Türkiye’de hiçbir zaman sergilenmeyen tabloyu kimileri “Mihrap”, kimileri “Tekvin (Yaradılış)” diye adlandırıyor. Rahmi Koç’un eski eşi ve merhum Mustafa Koç’un annesi Çiğdem Simavi’nin bir dönem sahibesi
amlf. – Ferit Edgü, Osman Hamdi: Bilinmeyen Resimleri, İstanbul 1986. V. Belgin Demirsar, Osman Hamdi Tablolarında Gerçekle İlişkiler, Ankara 1989, s. 5-17. I. Osman Hamdi Bey Kongresi Bildirileri 2-5 Ekim 1990 (haz. Zeynep Rona), İstanbul 1992. Osman Hamdi Bey ve Dönemi, Sempozyum 17-18 Aralık 1992 (haz. Zeynep Rona), İstanbul 1993.
Osman Hamdi Bey'in 1880 yılında yaptığı Kur'an Okuyan Kız tablosu 6,3 milyon sterline alıcı buldu. Londra 'daki Bonham müzayedesinde 26 Eylül 'de gerçekleştirilen açık arttırmayla Osman Hamdi Bey 'in 1880 yılında yaptığı Kur'an Okuyan Kız tablosu 6,3 milyon sterline satıldı.
OsmanHamdi Bey. HAYATI KRONOLOJİ ESERLERİ İNCELEME GALERİ MAĞAZA. Osman Hamdi Bey 30 Aralık 1842'de İstanbul'da doğdu. Sultan Abdülmecid döneminde Ispartalı yağlıkçılar kâhyası Hacı Mustafa Ağa'nın kızı Fatma Hanım ve İbrahim Edhem Paşa'nın dört erkek çocuğunun ilkiydi. Babası Osmanlı Devleti’nin 1829’da
Osmanlı döneminin en önemli ressamları arasında yer alan, Türkiye`de müzeciliğin kurucusu olarak da kabul edilen Osman Hamdi Bey`in 1882 yılında tamamladığı „Yeşil Cami Önü“ tablosunda, Osman Hamdi Bey, Bursa Yeşil Cami’nin önündeki gündelik Osmanlı hayatını tasvir etmiş, Osmanlı Mimarisinin de tüm hatlarını incelikle esere yansıtmıştır.
cRnFOf. twitter'da gördüğüm sonra da gerçek olduğunu öğrenip dumura uğradım yapılmıştır. esas adı yaradılış olan tablodur. görsel basında genelde alt kısmı kitapların olduğu bölüm kesilmiş şekilde sansürlenerek verilir. resimdeki kadın, yere atılmış kuran veya dini kitapların önünde dimdik durur. dinin kadının özgürlüğünü engellediği vurgusu yazık ki tablo kayıptır. demirbank'ın tasfiyesi sırasında iç edilmiş olma ihtimali yüksektir. çok çok etkileyici bir eser. ama yerdeki kitapların kutsal kitaplar hatta aralarında kuran olduğunu nereden biliyoruz? bilgi içerdiği için tüm kitaplar bir bakıma kutsaldır aslında ancak yerdekiler "kutsal"lıkla, din ile ya da kuran'la en ufak alakası olmayan osmanlıca eserler olamaz mı? arapça veya osmanlıca bilmediğim, bilsem de internetteki fotoğraflardan yazılar tam anlamı ile seçilemediğinden dolayı kitapların dini olup olmadığı hakkında bir saptama yapamayacağım için fakat gördüğü her arapça yazıyı kuran sanarak öpüp başına koyan zırcahillerin varlığını da bildiğim için ben bu kitapların dini kitaplar olduğuna inanmıyorum. olsaydı da fark etmez gerçi, çünkü kutsal kitaplar söz konusu olunca mühim olan kitabın varlığı ya da nerede muhafaza ettiğin değil içindeki mesajdır. senin o kitaba verdiğin değer, kitabı belden yukarıda tutman ve bunu öğütlemen ile değil içindekileri ne kadar anladığın ve anlamak için ne kadar çabaladığın ile ölçülür. bkz sanki din adamlarının kıblesini şaşırdığını anlatmaya çalışmış kadın, şerefi mal, dini para olan bir devrin tablosu gibi geldi bana. yerdeki kitaplardan en az birinin kuran olduğu düşünülüyor. boğaziçi üniversitesi tarih bölümü öğretim üyesi prof. edhem eldem'in osman hamdi bey ve mihrap tablosu üzerine yapılmış röportajından "tezhibinden, şeklinden, besmele’yi hafif görmemizden ötürü bunların en azından birinin kuran olduğunu söyleyebiliyoruz. beni çok şaşırtan kitap, zerdüşt dininin kitabı zend-i avesta. tespit edemediğim kitap, üzerinde sakamuni olan. o da bir budizm kitabı. dolayısıyla belli ki osman hamdi bir şekilde bütün bu doğu dinlerini bir kadının ayakları altında resmetmek istemiş."edhem eldem ile osman hamdi bey ve kayıp tablosu mihrab üzerine yapılmış ilk ve tek röportaj herkes direniş mireniş demiş belkide bkz amı olanın imanı olmaz bunu demek istemiş olabilir. hammâmîzade ismâil dede efendi, klasik türk müziğine uzak duran padişah abdülmecid’in batı müziğine olan düşkünlüğü karşısındaki ezikliğini, yine bir gülnihâl’ bestesi bile kurtaramamıştır. o abdülmecid ki, babası sultan ıı. mahmud’un başlattığı batılı ıslahat hareketlerini hayata geçirmekle arif bey’e gelince… çok ilginçtir, piyano konçertoları bestelemiş olan, sarayın kapılarını batılı opera ve tiyatro sanatçılarına açan, batılı yazarların kitaplarına iltifat eden abdülhamid’in teveccühüne mazhar olmasını bırakın bir yana, hapis cezası bile türklerin batı düşüncesi ve kültürüne bulaşması fatih’in istanbul’u alışıyla başlamıştır. fatih’in, islam’da resmin yasak olduğu taassubunun katı olduğu bir zamanda bellini’yi çağırarak tıpkısı’ resmini yaptırması batı kültürüne atılan ilk ciddi adım olmuştur. ancak, ol rivayet odur ki ölümünden sonra tahta geçen oğlu ıı. beyazıd sofuluğu yüzünden resimleri dağıttığı için fatih’in ünlü portresi şimdi yaban ellerdedir. londra national gallery .yani diyeceğim fatih’in batı kültürüne adımını attığı o tarihten sonra en çok 19 yy padişahları ıv. mustafa , ıı mahmud , abdülmecid , abdülaziz , v. murad, ıı. abdülhamid gibi padişahlar saraylarının yüzünü ağırlıklı olarak batı kültürüne çevirmişlerdir. gerek azınlık olsun, gerek levanten ve ecnebi sanatçılar olsun hiç birine karşı ilgilerini esirgememişlerdir. batı müziğine ve batı edebiyatına ilgi duymuşlar, batılı anlamda pozitif bilime ve fenne dayalı kurum ve kuruluşlar açmaya çalışmışlardır. haliyle sarayın etkisinde kalan osmanlı aristokrasisi de batılı kültürüne kayıtsız osman hamdi bey onlardan biridir. bir vezir oğlu olarak böyle bir ortamda büyüyen osman hamdi bey 15 yaşında iken eğitim almak üzere fransa’ya gönderilmiş ve orada tam 12 yıl kalmış. her iki eşini de fransızlardan hamdi bey, hem osmanlı aydını olması hem de fransa’da eğitim görmesi, iki eşinin fransız ve altı çocuğundan beşinin kız olması gibi nedenlerle osmanlı kadınlarına karşı duyarsız kalamamıştır. resimlerini oryantalist çizgilerle ama batılı mesaj verme kaygısıyla hamdi bey’in yapmış olduğu bu resimlerden, osmanlı kadınlarının batılı hemcinslerinin düzeyine erişmeleri için sosyal ve dini baskılardan uzak tutulması gerektiğine inandığı anlaşılmaktadır. kadınların kapalı bir toplum içinde yaşamayı hak etmeyecek kadar masumiyet içinde olduklarını anlatmaya çalışmış. örneğin, kuran okuyan kız 1880 resminde bir rahle önünde oturan bir kızın, dışa açık geniş bir pencere yanında saçlarının önü çok açık olarak kuran okurken resmetmiştir. türbe ziyaretinde iki genç kız ı ve türbe ziyaretinde iki genç kız ıı 1890 resimlerindeki kızların başları da aynı şekilde açıktır. çarşaflanan kadınlar 1880 resminde de dışarıya çıkmaya hazırlanan bir kız çarşafa bürünmeden önce son defa aynaya bakmaktadır. bu haliyle sanki aynada gördüğü modern suretini örtmeye kıyamamaktadır. diğer resimlerde de benzer mesajları içerir. “gezintide kadınlar 1887” “ cami kapısındaki kadınlar” gibi resimlerindeki kadınlar ise dışarı adım atmış olan kadınlardır. bu kadınların üzerinde çarşafı andırır bir giysi göremezsiniz. üzerlerindeki elbiseler feraceler ve yaşmaklar capcanlı, sıcak renkli kumaşlardan yapılmıştır. ancak, hiçbiri mihrap adlı resim kadar çarpıcı değildir. osman hamdi bey’in bu resmini baskıcı ve dindar olarak bilinen abdülhamid zamanında yapmış ve sergilemiş olması bazılarını şaşırtabilir. ama, abdülhamid’in kültür olarak asrileşmiş bir padişah olduğunu bilenler için bu pek de şaşırtıcı olmasa osman hamdi bey mihrap adlı resmini 1901 yılında 210×108 ölçülerinde bir camii içini göstermektedir. üzerinde devre göre oldukça açık sayılan bir elbise bulunan başı açık bir kadın, arkasını kuran yazısı ile çevrelenmiş olan mihraba dönmüş olarak, büyük bir rahle üzerinde dimdik oturmaktadır. bakışlarında bir özgüven ve kararlılık okunur. ayaklarının çevresinde ise öylesine atılı vaziyette kuran ve kuran sayfaları bulunmaktadır. resmin hemen önünde yer alan buhurdandan dumanların yayılması resme mistik bir hava vermektedir. mihrabın yanında ise dev bir mum durmaktadır… acaba bu mum neyi temsil etmektedir? dini mi, osmanlıyı mı?..osman hamdi bey bu mihrap adlı eseriyle; kadını dinin taassubundan, yani tüm doğmalardan ve onu kapalı mekanlara tutsak eden geleneksel ahlak anlayışından kurtarmak gerektiğini vurgulamak istemektedir bana göre. ama kimileri bu resimle osman hamdi bey’in, “kadının her şeyin üstünde olduğunu” gösterdiğini öne sürmüştür. nitekim prof. dr. nihat boydaş, hatsa fidan’ la olan söyleşisinde diyanet aylık dergisi sayı 153 şöyle demiş“son yıllarda, özellikle başlayarak kadının sanattaki yeri araştırılıyor. öyle biliyorum ki sonlarına doğru, batı karşısında kadın hakları veya kadına verilen değer konusunda kendini ezik hisseden türk kadınları, masaya oturup, kitap açıp, eline kalem almışlar ve resim çektirmişler. biz de okur yazarız! böyle bir hava esmiş. herhalde bu eziklikten dolayı olacak ki, osman hamdi bey de mihrabın önünde rahle üzerinde oturan bir kadın resmi yapmış. tabi o dönemin insanları bunu garip karşılamışlar. tarihini iyi hatırlamıyorum, bizde bir medrese-üniversite açıldığı zaman devrin önemli bilim adamlarından birisine açılış konuşması yaptırmışlar. medresenin açılışında, konuşma sırasında konuşmacı, hocalık mesleğinin peygamberlik sanatı gibi önemli olduğunu söylemiş. tabii sarıklı ulema saldırmış “peygamberlik sanat değildir, o vehbidir allah tarafından verilir. sen buna nasıl sanat dersin?” o gün kapatmışlar, kapıya kilidi vurmuşlar. aynı kişinin çok üzüldüğünü belirten bir şiiri var. şöyle diyor cehalet mültezem, kesbi kemal cünhamız bizim. yarabbi! cürmü tahsili ilimden tövbeler olsun.’ aynı şeyi bu fakire sorarsan, bazen ben de öyle diyorum. islâm’ın kadına bakışını ayrıca söylüyorum. araplarda kadın bir mal gibi alınıp satılırken, o günün şartlarında peygamber çıkıp “cennet anaların ayaklarının altındadır” diyor. benim kültürümün temelinde bu var. osmanlı kültüründe ise hakanla karısı yan yana oturuyordu. osman hamdi bey’in tablosu bir çıkıştır. osman hamdi bey onu öyle koyarak kadının bizde ne kadar kutsal olduğunu anlatmak istemiştir…”osman hamdi bey’i’, “müslümanlığı az benimseyip rum bilincini koruyan bir kişi” olarak niteleyen sezer tansuğ’a göre ise avrupa’da hiç bir oryantalist ressam cami mihrabı önündeki rahleye model ermeni kızını oturtup, ayaklarının altına kuran-ı kerim sayfalarını yayacak kadar ileri gidememiştir…” sezer tansuğ’un bu öfkesine karşılık osman hamdi bey’in torunu cenan sarc ise, resimdeki kadının hamile olarak çizildiği, bu nedenle osman hamdi bey’in, “annelik her şeyin üzerindedir…” gibisinden bir mesaj vermek istediğini söylemiş. sunay akın ise bir yazısında “bu tablo, yaşama ve insana din çerçevesinden bakmanın karşıtı olan pozitif düşünceyi simgelemektedir.” bülent kahraman da ipek duben’in türk resmi ve eleştirisi 1880-1950 adlı kitabını önsözünde “…sanatçılarımızın batılılaşma ile birlikte etkilendiği pozitivizm, gérôme ve osman hamdi çizgisiyle cumhuriyet döneminde ilke edindiği inkılapçı ideoloji”nin’ bir anlamda örtüştüğü sonucuna varmış. ayrıca ipek duben, osman hamdi bey’in hümanist, bireye önem veren bir sanatçı olduğunu da kısacası, osman hamdi bey’in mihrap’ adlı eserinin zamanında çok tartışıldığını, şimşekleri üzerine çektiğini tahmin etmek güç değil. kuşkusuz tartışılmaya da devam edilecektir… ancak günümüzde belirli entelektüel kesimin dışına çıkarak popüler kültürden nasibini alamadığı, pek çok kişinin bu tablonun varlığından haberinin olmamasından anlaşılıyor. haberi olan kimileri ise bu resmi görmezden gelmeyi yeğlemiş. ancak şu gerçeğin altını çizmek istiyorum. sözüm ona demokratik ve özgür bir ortamda tesettürün hararetle tartışıldığı bu gün, böyle bir resmi yapmaya benim diyen ressam cesaret edemez. her ne kadar osman hamdi bey bu resmini bundan 100 yıl önce teokratik olduğu öne sürülen bir devletle iç içe yaşarken yapmış olsa da…hasan özsan - osman hamdi bey ve osmanlı kadınları olağanüstü bir eser. ekşi sözlük kullanıcılarıyla mesajlaşmak ve yazdıkları entry'leri takip etmek için giriş yapmalısın.
Ünlü ressam Osman Hamdi Bey'in 'Mihrap' adlı tablosu, yapılışından 113 yıl sonra Meclis'te tartışma yarattı. TBMM Milli Eğitim Komisyonu'nda Gebze Teknik Üniversitesi adıyla yeni üniversite kurulmasını öngören tasarının görüşmeleri sırasında CHP, üniversitede Osman Hamdi Bey adıyla Güzel Sanatlar Fakültesi oluşturulmasını önerdi. AK Partili vekiller, Osman Hamdi Bey'in, başı açık bir kadını cami mihrabında gösteren "Mihrap" adlı tablosunun Müslümanları rahatsız ettiğini savunarak öneriye karşı çıktı. "Osman Hamdi'nin eserinde İslamiyet'e hakaret var mıdır, tablonun sanatsal değeri nedir?" sorusunu uzmanlara yönelttik. MHP Milletvekili Prof. Dr. Yusuf HALAÇOĞLU Sadece o tabloyu irdeleyip ressama saygısızlık yapılmamalı "Osman Hamdi Bey, Türklerin adını dünyaya duyuran ressamlardan biridir. Mihrap tablosunda, yanlış bir şey yoktur. Ahmet Hamdi Bey'in tablosu, İslamiyet'e hakaret değildir. Bu şekilde algılanmamalıdır. O tabloyu irdeleyerek ressama saygısızlık yapılmaması gerekir. Bizim inancımızda tasavvuf vardır. Sanatçı, yaptığı esere göre değerlendirilmelidir. Mihrap isimli tabloda, dini yayınların dağılmış olması, realitede bu anlama gelmez. Tablo görüntü itibarı ile yukarıda duran bir nesnedir. Bu kadar kısır bir düşünceye sahip olunmamalıdır. Bu psikopatça bir düşüncedir." Sanat Tarihçisi Hayri Fehmi YILMAZ "Sanat açısından güzelse sorun yoktur" "Mihrap isimli tablonun yanlış anlaşılması, yanlış algılanması üzerine böyle sıkıntılar çıkmıştır. Türkiye tarihi için, bu kadar önemli bir ressamın bu konularda yıpratılması çok üzücü. Çok önemli eserleri olan bir ressamın, küçücük ayrıntıları çekilip bulunmaması gerekir. Bu tabloda beni rahatsız eden bir durum yok. İslamiyet'e hakaret söz konusu değildir. Tablo sanat açısından güzelse, sorun yoktur. Ayrıca, Osman Hamdi Bey İslam sanatını çok iyi tanıyan ve bilen bir ressamdır. İslam sanatının eserlerini, koruyan bir isimdir." Ressam Ahmet GÜNEŞTEKİN "Bu sanat eseri hala ayakta duruyorsa hakaret içerikli değildir" "Osman Hamdi Bey gibi eğitim ve sanat alanında ilkleri ortaya çıkaran geride çok önemli eserler bırakan bir insanın, şu ana kadar isminin böyle alanlarda kullanılmaması büyük bir eksiklik ve ayıptır. Türkiye'de tahrip edilmeyen tek şey inançtır. Sanatçılar özgür insanlardır ve yaptıkları eserlerde isterlerse toplumu incitmeden eleştirebilirler. Bu, sanatçının tarihteki saygınlığını kaybettirmez. Eğer bugüne kadar kıyamet koparılmamışsa ve bu kadar yıldır bu sanat eseri hala ayakta duruyorsa hakaret içerikli değildir." Yazar Abdülaziz TANTİK "İslamiyete hakaret sözkonusu" "Özellikle din ve kutsal diye kabul edilen dini inancın reddettiği, onaylamadığı bir tutumu sanatsal faaliyetler adı altında gerçekleştirmeye çalışmanın çok doğru olduğunu düşünmüyorum. Mihrap'ta açık bir kadının bulunduğu tabloyu yapmanın ne insanlıkla, ne dinle, ne imanla ilgisi vardır. Başka yerde yapabilirsiniz ama mihrapta olmaz. Temelde din ve dini alanla ilişkili, dine aykırı herhangi bir sanatsal faaliyetin yapılmasını doğru bulmuyorum. Tabi ki bu tabloda İslamiyete hakaret var. Mihrap, müminlerin kıbleye döndükleri, namaz kıldıkları yer." Yazar Ali BULAÇ "Kutsal kitap ayaklar altına alınmış" "Başı açık bir kadının, camide bu şekilde gösterilmesi bence de mahsurlu. Mihrap caminin ya da mescidin ana noktasıdır, Müslümanların Kabe'ye yönelirken yüzlerini çevirdiği noktadır. Kadının Kuran-ı Kerim'in üzerine konularak okunduğu Rahle'nin üzerine oturduğu görülüyor. Ayrıca yerde Kuran-ı Kerim ve Budizmle ilgili kutsal metinler de var. Osman Hamdi, bu tabloyla bize şu mesajı veriyor 'Ben bir kadınım ve dinlerin kutsallığını, emirlerini tanımıyorum, onları ayağımın altına alıyorum.' İslamın kutsal kitabı ayaklar altına alınmış, burada ağır bir tahrik var." Ressam Mustafa ATA "Hiçbir kutsal kitap ayaklar altına alınamaz" "Sanat eserleri, sanatçı tarafından not düşülmediği sürece farklı olarak yorumlara neden olabilir. Ancak hiçbir kutsal kitap ayaklar altına alınamaz. Osman Hamdi Bey, sanat tarihinde çok önemli bir yere sahiptir. Tabloda, yerdeki dini yayınların Kuran olup olmadığı iyice araştırılmalıdır. Kuran'ın ayaklar altına alınması toplumu rahatsız eden bir durumdur. Ama, Osman Hamdi'nin böyle bir şey yaptığına inanmıyorum."İŞTE O TABLO
Osman Hamdi Bey'in 1901 yılında yaptığı ve şu anda akıbeti bilinmeyen Mihrap adlı tablosu, ezber bozan bir eser. osman hamdi bey tarafından yapılmış cesur bir tablo mihrap. tablonun asıl adı tekvin, yani yaratılış. tablodaki kadının kim olduğu bilinmiyor. kızı olabileceğine dair şüpheler olsa da kızının hamilelik tarihleri ve tablonun yapıldığı tarih aralığı birbiriyle eşleşmiyor. kimilerine göre eşinin gençlik hali, kimilerine göre evdeki hizmetçi kız resmedilen. ayrıca tabloyu osman hamdi bey'in daha önce kendisinden resim dersi almış olduğu fransız ressam jean-léon gérôme'un tanagra isimli heykelinden esinlenerek yaptığı düşünülüyor. tabloda; yerdeki kitapların arasında kur'an-ı kerim, zend avesta zerdüştlerin kutsal kitabı ve sakiya muni budistlerin kutsal kitabı bulunduğunu söyleyenlerden biri de, aynı zamanda osman hamdi bey'in kardeşinin torunu olan prof. dr. edhem eldem'dir"tezhibinden, şeklinden, besmele’yi hafif görmemizden ötürü bunların en azından birinin kuran olduğunu söyleyebiliyoruz. beni çok şaşırtan kitap, zerdüşt dininin kitabı zend-i avesta. tespit edemediğim kitap, üzerinde sakamuni olan. o da bir budizm kitabı. dolayısıyla belli ki osman hamdi bir şekilde bütün bu doğu dinlerini bir kadının ayakları altında resmetmek istemiş."kaynak edhem eldem röportajı bugün yapılsa muhtemelen yapan sanatçının "mukaddesata hakaret ve kitleleri tahrik" etmekten dolayı kuvvetle muhtemel tutuklanması ile sonuçlanabilecek, dönemin koşullarına göre olağanüstü anlamlar taşıyan muazzam bir tasvirdir mihrap. osman hamdi gerçekten büyük adam, avrupa görmesi ve çok iyi gözlem yapıp türk toplumunun yozlaştığını idrak edip bunu her çalışmasında yansıtabilmesi inanılmaz gerçekten. resmen "2. mehmet akif" kendisi, onun gibi reformist kişiliğe sahip. bu eser bakıp da görebilene çok şey anlatıyor kanımca. kadının, doğu inançlarının ve ritüellerinin üzerinde azimli bir oturuşla sergilenerek yüzünü batı'ya döndüğü takdirde kurtuluşa erebileceği görüşü betimlenmiş. esas dikkat edilmesi gereken ve pek de dillendirilmeyen bir husus da kadının ayakları altında bulunan sayfalar, kitaplar ile birlikte yanında sönen koskocaman mumun ki bu mum yüksek ihtimal büyük osmanlı'nın artık ışık saçamayan ve etrafını aydınlatamayan köhne bir imparatorluk olduğunu simgeliyor son derece karanlıkta kalmasının yanında kadın aydınlık ve umutla geleceğe bakıyor gibi resmedilmiş. üstelik kadının üzerindeki sapsarı ve görkemli elbise ile de "karanlığın üstüne güneş gibi doğmak" mesajı verilmiş gibi. muazzam gerçekten. oldukça radikal bir çizim olduğu muhakkak. yazının en başında dedim ya, böyle bir şeyi bugün yapamazsınız. toplumun geldiği hale bakarsak 20. yüzyılın türkiyesi'ne kıyasla ne kadar nefret sahibi ve tahammülsüz insanlar olduğumuz ortaya daha net çıkıyor. osman hamdi bu günleri görse acaba nasıl bir tablo ortaya koyardı? Türk Sanatının Klasiklerinden Kaplumbağa Terbiyecisi Tam Olarak Ne Anlatmak İstiyor?
- Osman Hamdi Bey'in tablosu rekor fiyata alıcı bulduLONDRA - Osman Hamdi Bey'in 1880 yılında yaptığı Kur'an Okuyan Kız tablosu milyon sterline alıcı buldu. Londra'daki Bonham müzayedesinde 26 Eylül'de gerçekleştirilen açık arttırmayla Osman Hamdi Bey'in 1880 yılında yaptığı Kur'an Okuyan Kız tablosu milyon sterline satıldı. Belirlenen satış fiyatından 10 katı fazla miktarla rekor fiyata satılan Kur'an Okuyan Kız tablosu Türkiye'nin en pahalı tablosu olurken, ünlü arkeolog ve ressamın 'Kaplumbağa Terbiyecisi' tablosu 5 milyon TL'ye 'Yeşil Cami Önü' tablosu ise 13 milyon 509 bin TL'ye satılmıştı. Yüzyıl Sanatı Başkanı Charles O'Brien, "Osman Hamdi Bey resimlerinin en iyilerinden birisiydi. İhalenin o kadar güçlü olmasına ve sanatçı için yeni bir dünya rekoru olmasına şaşırmadım" Haber Ajansı / Güncel Osman Hamdi Bey Londra Eylül Güncel Haberler
0745 Türk resminin en önemli isimlerinden Osman Hamdi Bey'in 1882'den günümüze gizli kalmış bir başyapıtı 10 milyon liraya satışa çıktı. Türk resminin en önemli isimlerinden Osman Hamdi Bey’in 1882’den günümüze gizli kalmış bir başyapıtı ortaya çıktı. 2004’te Kaplumbağa Terbiyecisi’ isimli eseri milyon liraya satılarak rekor kıran Osman Hamdi’nin Cami Önü’ konulu eserinin bu kez müzeyedeye çıkış fiyatı 10 milyon lira ile satış rekorunun üzerinde. 132 YILDIR GİZLİ KALMIŞ Tam 132 yıldır gizli kalmış bir Osman Hamdi tablosu kalın kadife bir perdenin arkasından gün ışığına çıkmak için gün sayıyor şu günlerde. Antik AŞ’nin 24 Mayıs Cumartesi günü Shangri-La Otel’de gerçekleştireceği müzayedesinde yer alacak tablo bugüne kadar satışa sunulan en önemli Osman Hamdi Bey eserlerinden biri olarak gösteriliyor. Cami Önü’ konulu eser tuval üzerine yağlıboya, imzalı ve 1882 tarihli. Osman Hamdi Bey’in Mekteb-i Sanayi-i Nefise-i Şahane’yi, bugünkü adıyla Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’ni kurduğu yıl olan 1882’de tamamladığı eser, eski Gebze Belediye Başkanı Mustafa Zeki Bey koleksiyonundan günümüze gelmiş. Duvarında asılı olduğu köşkte, Kaplumbağa Terbiyecisi’nin kırdığı fiyat rekorundan sonra genelde üzeri kadife bir perdeyle kapalı olarak saklanmış. Şimdi ilk kez müzayede salonuna gelerek sanatseverlerle buluşacak tablo, 12 ve 24 Mayıs tarihleri arasında Antik AŞ’de sergilenecek. 16 İNSAN FİGÜRÜ Cami Önü’ adlı eserinde Osmanlı mimarisinin ince işçiliği ve süslemelerdeki detaycılığını tuvale yerleştirdiği 16 insan figürü ile zenginleştiren Osman Hamdi Bey, eski Osmanlı günlük yaşamının ruhunu etkileyici bir kompozisyonla anlatmış. Tuval üzerine yağlıboya eser, 185 x 100 cm ebatları ile Kaplumbağa Terbiyecisi’ adlı tablosundan sonra bilinen en büyük Osman Hamdi Bey eserlerinden biri. Antik AŞ müzayedesinde satışa sunulacak eser 10 milyon lira açılış rakamı ile müzayedeye çıkıyor. HER ESER BİR REKOR Pera Müzesi’nin 2004’te o dönemin rakamlarıyla trilyon liraya milyon dolar satın aldığından beri Türkiye’nin en değerli eseri olan Kaplumbağa Terbiyecisi’ müzayede sonrasında Türkiye’nin en çok tanınan tablosu olmuştu. 2008’de Londra’da satılan İstanbul Hanımefendisi’ 8 milyon lirayla milyon dolar rekor kırdı. 2012 yılında Sotheby’s Kuran Okuyan Adam’ isimli eseri 3 milyon pounda sattığını açıklarken yine 2012 yılında Antik müzayedesinde Vazo Yerleştiren Kız’ konulu tablo milyon liraya satıldı. 2010 yılında Dr. McRae tarafından Pennsylvania’da müze arşivinde bulunan Cami Kapısı’ konulu tablo Pera Müzesi’nde sergilenerek sanatseverlere sunulmuştu. UZMANLARIN YORUMLARI Prof. Edhem Eldem “Eser 1882 tarihli olması nedeniyle önemlidir. Bursa Yeşil Cami’nin taç kapısını ve önünü tasvir etmiştir. Benzer eserlerinde olduğu gibi bu tuvalde de Osman Hamdi Bey camin önüne gerçekte bulunmayan basamakları ustalıkla koyarak figürlerine hareketli bir sahne oluşturmuştur. Osmanlı mimarisini kullanarak, ön planda feraceli, yaşmaklı ve şemsiyeli kadınlar, erkekler, satıcılar ve dilenciler gibi tipik’ Osmanlı karakterlerini sahneye koyan bu tablo, sanatçının kendine özgün tarzını yansıtan önemli eserlerindendir.” "HEYECAN VE ONUR DUYUYORUZ" Turgay Artam “Antik AŞ olarak Türk resminin usta ismi Osman Hamdi Bey’in başyapıt bir eserini ilk kez gün ışığına çıkarmaktan büyük bir heyecan ve onur duyuyoruz. Evlerde gizli kalmış eserleri toplumla paylaşarak hak ettikleri değerlere ulaşmasını sağlamak ve Türk sanatçısının hak ettiği saygıyı görmesi en büyük hedefimizdir. Cami Önü’ tablosunun günümüze kadar korunmasını sağlayan ve eseri toplumla paylaşan eser sahibi hanımefendiye teşekkür ediyoruz. Kaynak Hürriyet Motosiklet hırsızları operasyonla yakalandı İş yerine yapılan operasyonda binlerce makaron ele geçirildi Kocaeli'de motosiklet hırsızlığı yaptıkları öne sürülen 2 kişi tutuklandı Son Dakika
osman hamdi bey in tablosu