DHgateadresinden ürününü, uygun fiyatlara ve hızlı teslimatla alın, bmw icom için teşhis programlama aracı uzman modu sonraki yazılım v2022.06 dizüstü bilgisayarda cf-30 mb star c6 tarayıcısı ürün yelpazesini bulun. AlıntıCevapla Konu: Ateş Ve sonrası dil üzerindeki kabarcıklar Gönderim Zamanı: 26 Eki 2015 Saat 13:40: Uzman Kayıt Tarihi: 14 Ağu 2008 Kadıköy Şifa Ataşehir Hastanesi Kulak Burun Boğaz Uzmanı Op. Dr. Hakan Yenice lenf bezlerinin ne zaman tehlikeye işaret ettiğini anlattı! Boyun lenf bezleri vücudun hemen her bölgesine yayılmış olan lenfatik sistem adlı bağışıklık sisteminin bir parçasıdır. Çoğumuz, kulak altında, boyunun her iki tarafında, çene ve FuatGüner, 1970 sonları ve 1980 başlarında Mazhar Alanson ve Özkan Uğur ile birlikte kolektif işlerde yer aldı. Ferhan Şensoy’un Şahları da Vururlar, Kahraman Bakkal Süpermarkete Karşı ve Kukla ve Kuklacı oyunlarının müziklerini yaptı. 1978'de eski grubu Kurtalan Ekspres'e kısa bir süreliğine katıldı ve Barış Manço'nun Yeni Bir Gün albümünde "Çoban Yıldızı Bunun yanı sıra bazı kişilerin uykuda dil ısırma problemine sahip olduğu bilinmektedir. Bu durum genellikle psikolojik rahatsızlıklar ile açıklanmaktadır. Dil ısırmaları, dil altında ve üzerinde kabarcık oluşumuna neden olacaktır. Bu kabarcıklar ise temas halinde oldukları anda kişi acı hissine sahip olacaktır. Ddbzm9. Dilde kabarcık sık karşılaşılan bir problem olmakla birlikte genellikle ciddi bir sağlık sorununa yol açmaz. Kabarcık oluşumu çok farklı sebeplere bağlı olarak gelişebilir. Dilde kabarcık ağız içerisinde garip bir hisse neden olabilir. Fungiform papilla adı verilen kabarcıklar dilin üzerinde bulunan küçük yapılardır. Bu kabarcıklar, dilin geri kalanıyla aynı renktedir ve normalde dil üzerinde ayırt edilemezler. Bu yapılar dil dokusunun sert olmasını sağlayarak yemek yemeyi kolaylaştırır. Fungiform papillalar içerisinde sıcaklık sensörlerini ve tat tomurcuklarını barındırır. Bu papillalar farklı sebeplerle genişleyebilir ve büyüyebilir. Dildeki kabarcıklarda büyümeye neden olan durumlar çoğunlukla ciddi bir sorun oluşturmazlar. Ancak kabarcıklar belirli bir sürede eski haline dönmüyor, büyümeye ve yayılmaya devam ediyor veya yemek yemeyi zorlaştırıyorsa mutlaka bir doktora başvurulmalıdır. Dilde kabarcık nedenleri Dil Yaralanmaları Vücuttaki diğer yaralanmalarda olduğu gibi dil yaralanmasına da tepki olarak hasarlanan bölgede şişlik meydana gelebilir. Bu şişlik dilde kabarıklık hissine yol açabilir. Yanlışlıkla dili ısırmak, sıcak bir yiyecek ya da içecek tüketirken dili yakmak; sık görülen yaralanma türleridir. Oral Herpes Herpes, toplumda oldukça sık görülen bir viral enfeksiyondur. Herpes simpleks virüsü HSV sebebiyle ortaya çıkan oral herpes, bazı kişilerde hiçbir belirtiye neden olmayabilir. Bazı kişilerde ise kendisini dudak çevresinde uçuk şeklinde gösterebilr. Herpes dudak çevresi dışında dilde ve diş etlerinde de uçuk çıkmasına yol açabilir. Bu uçuk lezyonları ağrılı olabilir ve uçukların geçmesi bir haftadan uzun sürebilir. Oral herpes bulaşıcı bir durumdur. HSV, lezyon olan bölgeye direkt temasla veya tükürük yoluyla diğer kişilere bulaşabilir. Virüsü taşıyan kişi semptom göstermese yani uçuk çıkarmasa bile virüsü sağlıklı insanlara yayabileceği için bilinçli olmalıdır. Aft Aftlar en sık görülen ağız içi yara türlerindendir. Aft lezyonları, dudakların iç kısmında veya dil üzerinde oluşabilir. Bu lezyonlar kırmızı, beyaz veya sarı olabilir. Ayrıca bu yaralar genellikle ağrılıdır. Aftlar genellikle kendiliğinden iyileşir. Alerji Besin alerjileri, dilde kabarıklık oluşumuna veya dilin şişmesine yol açabilir. Tüm dilin aniden şişmesi anafilaksi’ adı verilen ağır bir alerjik reaksiyonun habercisi olabileceği için dikkatli olunmalıdır. Anafilaksi, acil müdahale edilmesi gereken önemli bir sağlık sorunudur. Kanser Nadir görülen bir durum olmakla beraber dilin arkasındaki yani dil kökündeki kabarcık kansere işaret ediyor olabilir. Kabarıklık dilin kenarlarında yer alıyor, ağrı oluşturmuyor ve nispeten sert bir yapıda hissediliyorsa kabarıklığın kanser belirtisi olma ihtimali daha yüksektir. Dildeki kabarıklık iki haftadan uzun süre devam ediyorsa doktora başvurmak faydalı olacaktır. Enfeksiyon Ağızda veya dilde enfeksiyon meydana gelmesi dilde kabarıklık ve ağrıya neden olabilir. Isırma gibi travmalar sonucu yaralanan dilde enfeksiyon görülme riski artar. Sağlıklı bir ağız dahi çok sayıda bakteriye ev sahipliği yapar. Dilde yaralanma gibi durumlarda lezyonun olduğu bölge kolayca enfeksiyon kapabilir. Dilde ağrılı kabarıklık ve ateş belirtileri birlikte ortaya çıkıyorsa ağır enfeksiyon riskine karşı gerekli sağlık kontrollerini yaptırmakta fayda vardır. Sifiliz Sifiliz, hayatı tehdit edebilecek ölçüde ciddi komplikasyonlara neden olabilen ancak tedavisi mümkün olan bir bakteriyel enfeksiyondur. Sağlıklı kişilerin cinsel ilişki sırasında partnerindeki sifiliz yarası ile temas etmesi, enfeksiyonun bu kişilere de bulaşmasına yol açar. Sifiliz enfeksiyonu geçiren kişilerde dilde yara oluşumu, hastalığın erken dönem belirtileri arasında yer alır. Tüberküloz Tüberküloz ya da diğer adıyla verem, çoğunlukla akciğerleri etkileyen bir enfeksiyon hastalığıdır. Tüberküloz dil de dahil olmak üzere vücudun farklı bölgelerinde yara oluşumuna neden olabilir. Tüberküloza bağlı dil yarası oldukça nadir görülen bir durum olmakla birlikte bazı kişilerde enfeksiyonun ilk belirtisi olarak ortaya çıkabilir. Pamukçuk Pamukçuk, dilde oluşan bir mantar enfeksiyonudur. Pamukçuk, bebeklerde ve yaşlılarda sık görülür. Bu grupların yanı sıra astım tedavisinde steroid inhaler kullananlarda, ağız kuruluğu problemi yaşayanlarda ve bağışıklık sistemi zayıflamış kişilerde de pamukçuğa daha sık rastlanır. Pamukçuk dilde beyaz yama şeklinde lezyonlara neden olur. Hastalığa bağlı dilde pamuksu bir his oluşabilir. Geçici Lingual Papillit Papillalar, dilin üzerinde yer alan küçük kabarcıklardır. Bu kabarcıklarda meydana gelen geçici inflamasyona iltihaplanmaya papillit adı verilir. Geçici lingual papillitte dil üzerinde kırmızı veya beyaz renkli belirgin kabarcıklar oluşur. Stres, hormon değişimleri, bazı besinler; geçici lingual papillite neden olabilir. Geçici lingual papillit genellikle birkaç gün içerisinde kendiliğinden geçer. İrritasyon Şekerli, ekşi veya asitli yiyecek içecekler ağız içerisindeki yapıları tahriş edebilir. Bu irritasyon, dilde birkaç gün sürecek bir kabarıklığa yol açabilir. Dilde Kabarcık Tedavisi Nasıldır? Dilde oluşan kabarıklığın tedavisi lezyona neden olan duruma göre farklılık gösterir. Antifungal ilaçlar, pamukçuk tedavisi için tercih edilebilir. Ağız içerisinde yara oluşturan bakteriyel enfeksiyonların tedavisinde ise antibiyotikler kullanılır. Geçici lingual papillit gibi durumlar kendiliğinden geçerken herpesin tamamen tedavi edilmesi mümkün değildir. Ancak antiviral ilaçların kullanımı ile hastalığın tekrar ortaya çıkma riski belirli ölçüde engellenebilir. Diyabet gibi bağışıklık sistemini zayıflatan hastalıklar, dilde kabarıklık benzeri yara oluşumuna zemin hazırlayabilir. Dolayısıyla bu hastalıkların tedavi ile kontrol altına alınması, dil yarası oluşumuna uzun süreli bir çözüm sağlayabilir. Dilde kabarıklık, ülser gibi durumların daha hızlı iyileşmesini sağlayabilecek ve yaralara bağlı ağrı hissini azaltmaya yardımcı olabilecek uygulamalar Doğru Ağız Bakımı Ağız içini temiz tutmak, dil yarasının daha hızlı iyileşmesine yardımcı olur. Dişleri fırçalamak, diş ipi ve ağız çalkalama suyu kullanmak; yaranın enfekte olma riskini azaltır. Doğru ağız bakımının bir parçası olarak düzenli olarak diş kontrollerine gitmek de büyük önem taşır. Tuzlu Su ile Gargara Tuzlu su, yarada enfeksiyon görülme riskini düşürür ve bu sayede yara iyileşmesini hızlandırır. Gargara suyunu hazırlamak için bir su bardağı ılık suya yarım çay kaşığı tuz koyarak karıştırmak yeterli olur. Papatya Çayı ile Gargara Papatya çayı dildeki yaraların sönmesini, hafiflemesini sağlar. Soğutulmuş papatya çayı ile gargara yapmak yaranın iyileşmesine yardım eder. Adaçayı ile Gargara Adaçayının iltihaplanmayı azaltıcı özelliği vardır. Adaçayı ile kaynatılan su soğutularak gargara yapmak için kullanılabilir. Yaraya Bal Sürme Bal antibakteriyel özellikleri olan bir gıdadır. Ayrıca bal yanma sonrası yara iyileşmesini hızlandırır. Dolayısıyla dil yaralarına bal sürmek, yaranın daha hızlı iyileşmesini sağlayabilir. Buz Ağızda buz emmek, yaranın neden olduğu ağrı ve rahatsızlık hissinin azaltılmasına katkıda bulunur. Buz emilirken buzu ısırmama konusunda dikkatli olunmalıdır. Bu durum diş minesinin çatlamasına veya dişin kırılmasına yol açabilir. Besin Seçimi Baharatlı, tuzlu, ekşi ve asitli besinler dilde irritasyona neden olabilir. Cips gibi kenarları keskin yiyecekler de dilin yaralanmasına yol açabilir. Dilinde yara olan kişilerin yara iyileşene kadar bu besinlerden uzak durması faydalı olur. Sigara Bırakma Sigara yara iyileşmesini yavaşlatabilir ve dili tahriş edebilir. Dil yarası olan kişiler daha hızlı bir yara iyileşmesi için sigara kullanımını kısıtlamalıdır. Dilde kabarıklık pek çok farklı nedenle ortaya çıkabilir. Çoğunlukla zararsız olan bu kabarıklıklar bazı durumlarda ise kanser gibi ciddi hastalıkların belirtisi olabilir. Uzun süre geçmeyen dil yarası varlığında doktora başvurarak gerekli kontrolleri yaptırmak faydalı olur. Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır. Sayfa içeriğinde tedavi edici sağlık hizmetine yönelik bilgiler içeren ögelere yer verilmemiştir. Tanı ve tedavi için mutlaka hekiminize başvurunuz. AS Soru Sahibi 9 Temmuz 2014 1138 Merhaba.. Hocam yaklaşık 1 hafta geçkin oruc tutdum ister istemez ağızda koku oluyordu daha sonrasında dilimin arka kısmında sanki kıl varmış gibi hissetmeye başladım yutkundukca gidiyormuş gibi oluyor fakat tekrar olmaya başlıyor. sabit duruncada dilimin arkasında bir şeyler varmış gibi hissediyorum. aynada bir nebzede olsa görmeye çalıştım dilimin arkasında belirgin şekilde kabarcıklar oluşmuş. nedeni nedir acaba. İyi çalışmalar. 0 0 1 cevap 000 görüntülenme Cevaplar 1 Merhaba, Geçmiş olsun. Bununla çok sık karşılaşırız, bunlar daha önce de olan fakat farketmediğiniz tat dokularıdır. Şüpheniz varsa KBB uzmanına teyit ettiriniz. Saygılarımla. Op. Dr. İrfan GÖZÜBÜYÜK 10 Temmuz 2014 1300 WebMD’ye göre, dil altında kabarcıklar olması birden fazla nedenin belirtisi olabilir. Bazı dil sorunları tedavi edilmediğinde tehlikeli olabilir, çünkü kabarcıklar bir ila iki hafta sonra kalırsa doktora görünmek için. Canker yaraları, diş etlerine çarpma veya diğer iltihaplanmalara neden olan bilinen bir dil problemidir. Sık sık çok acıtabilirler. Bu ağız ülserleri kişisel stres dönemlerinde kötüleşme eğilimindedir. Büyümüş papilla da suçlu olabilir. Dilin üstündeki bu çıkıntılar tat alma tomurcukları içerir. İltihaplı veya tahriş olmuş tat tomurcukları dilde ağrılı darbelere neden olabilir. TAT ALMA SISTEMINDEKI MUHTESEM TASARIM Insan bedeninin hayati fonksiyonlarinin devam edebilmesi için yemeye ve içmeye ihtiyaci vardir. Böylece trilyonlarca hücremizdeki islemler için gerekli enerjiyi temin ederiz. Yemek yerken, aslinda sagligimizi dogrudan dogruya etkileyecek kararlari da aliriz. Neyi yememiz neyi yemememiz gerektigini biliriz. Hangi gidalarin besleyici ve yenilebilir oldugunu, hangilerinin besin degeri tasimadigini, hangilerinin zararli olabilecegini anlariz. Kötü tatlarini hemen algiladigimiz çürümüs veya bozulmus gidalari çöpe atariz. Eksilik oranina bakarak, olgun bir meyveyi ham olanindan ayirt ederiz. Asitli bilesikleri eksi tatlarindan, zehirli maddeleri de yogun aci tatlarindan taniriz. Vücudumuzun içindeki kosullari sabit tutmak için gerekli olan mineral tuzlari ve sivilari, hücrelerimizdeki protein sentezinde kullanilan aminoasitleri, enerji ihtiyacimizi karsilayacak karbonhidrat ve lipitleri elde edebilecegimiz gidalari kolaylikla seçebiliriz. Dahasi, neyi ne zaman yememiz, ne zaman yemememiz gerektigini de biliriz. Kendimizi halsiz hissettigimiz dönemlerde vitamin, mineral ve seker orani yüksek gidalari tercih ederiz. Tansiyonumuz düstügünde tuzlu besinler alir, yükseldiginde ise tuzlu yiyecek ve içeceklerden uzak dururuz. Bunlarin tümünü yapabilmemize olanak saglayan harika bir sisteme, tat alma duyusuna sahibiz. Tat alma sistemimiz, proteinleri, iyonlari, kompleks molekülleri ve pek çok kimyasal bilesigi analiz eder; bir ömür boyu durup dinlenmeksizin bizim adimiza çalisir. Bu eşsiz sistem , sonsuz ihsan sahibi olan Rabbimizin hizmetimize verdigi üstün bir yaratılış eseridir. DILDEKI KUSURSUZ ORGANIZASYON Bir yemek kitabina göz atin; içinde binlerce tarif oldugunu görürsünüz. Dünyada yenebilir bitki türü oldugu tahmin de kati ve sivi gidalarin çesitliligi dikkat çekicidir. Ancak tüm bu çesitlilige ragmen, farkli tatlari birbirinden ayirt etmek bizim için oldukça kolaydir. Örnek olarak, gözlerimiz kapali bile olsa, haslanmis tavuk eti ile kizartilmis tavuk eti arasindaki ayrimi hemen fark ederiz. Tavuk eti ile yapilmis onlarca farkli yemegi herhangi bir güçlük çekmeden anlariz. Iste bu yetenegimizin sirri, tat alma organimiz olan dilimizdeki organizasyonda gizlidir. Dilimizde çok sayida sinir lifi bulunur. Bu tasarim, onun her yönde rahatlikla hareket edebilmesine imkan saglar. Öyle ki, dilimiz parmaklarimizdan dört kat daha gidalari çignerken ve yutarken, dilimiz önemli görevler üstlenir. Agza alinan besinler, tükürük bezlerinin salgilariyla islatilir ve yumusatilir; daha sonra da yutaga dogru itilir. Iste bu sirada dilimizdeki tat alici hücreler de faaliyet halindedir. Bu faaliyeti anlayabilmek için, öncelikle dilin derinliklerindeki düzenlemeyi tanimamiz gerekir. Papillalarin insan dilindeki konumlari. Tat alici hücreler tat alma konusunda uzmanlasmis hücrelerdir; sadece dilde ve agzin belirli bölgelerinde yer alirlar. Dildeki tat hücreleri, "tat tomurcugu" adi verilen sogana benzer yapilar seklinde biraraya toplanmislardir. Tat tomurcuklari da "papilla" olarak isimlendirilen yapilarin içinde bulunurlar. Papillalar dile pürüzlü bir görünüm veren minik çikintilardir; dilin üst yüzeyinde ve yanlarinda yer alirlar. Dört çesit papilla vardir ve bunlar dilin degisik bölgelerine dagilmis durumdadir. Sekil 24 Bunlar içerisinde en çok dikkat çekenler dilin ön bölümlerinde bulunan mantarsi papillalardir; özellikle süt içtikten sonra daha da görünür hale gelirler. Digerlerine göre daha büyük ve daha az sayida olanlar çanaksi papillalardir; dilin arkasinda ters bir V harfi biçiminde dizilmislerdir. Yapraksi papillalar ise dilin arka yanlarindadir. Mantarsi, çanaksi ve yapraksi papillalar tat tomurcuklarini barindirirlar. Tat tomurcugu içermeyen ve sayica en çok olanlar ise ipliksi papillalardir; neredeyse dilin tüm yüzeyini kaplarlar. Ipliksi papillalar dokunma duyusuyla ilgili olarak görev yaparlar. Tat alma sistemimizdeki hücrelerin tam olmasi gereken sayida ve en ideal sekillerde bulunmalari çok üstün bir yaratilis delilini gözler önüne sermektedir. Diger bir harikuladelik de bunlarin tam olmalari gereken yerde alma sistemindeki pek çok detaydan sadece birisi degisseydi; mesela tat hücreleri dilin üzerinde ve yanlarinda degil de altinda olsaydi ne olurdu? Cevap açiktir; tat algisi da büyük ölçüde kaybolur ve insan zor duruma düserdi. Tat hücrelerindeki her detayin yerli yerinde olmasi, akil ve sagduyu sahibi insanlara sunu hatirlatir Allah'in herseyi mükemmel bir düzen içinde ve kusursuz yarattigi gerçegini. SoldaBir tat tomurcugundaki organizasyon. SagdaBir tat tomurcugunda, 100'e yakin tat alici hücre kusursuz bir tasarim içinde biraraya gelir. Tat tomurcugunun tepe bölümünü, gövdesinden ayiran özel bir sistem vardir. Bu sayede tat molekülleri, tomurcugun tepesindeki tat tüycükleri ile iletisim kurar; tomurcugun gövde bölümüne geçemezler. Herkes bir organizasyonun organizatör olmaksizin, bir düzenlemenin düzenleyici olmaksizin gerçeklesemeyecegini kabul eder. Söyle bir etrafiniza bakin, gördügünüz hersey bir tasarim ürünüdür Masa, sandalye, lamba, perde, pencere cami, televizyon, bilgisayar… Bunlardan kat kat daha kompleks olan tat alma sistemi de üstün bir tasarimin ürünüdür. Bu üstün tasarimin sahibi de alemlerin Rabbi olan Allah'tir. KOMPLEKS HABERLEŞME SİSTEMLERİ Bugün bilim dünyasinda bes ana tat oldugu görüsü agir basmaktadir Tatli, tuzlu, aci, eksi, umami. Bunlardan ilk dördü herkesin tanidigi, bildigi tatlardir; umami ise, proteinlerin yapisindaki 20 farkli amino asitten birisi olan glutamattan kaynaklanan bir tattir. Glutamat, et, balik ve baklagiller familyasindan olan bitkilerde bulunur. Ayrica hazir gidalarda tat artirici olarak kullanilan monosodyum glutamat da bu tadi verir. Tat haritasi, tatliligin dilin ucu, tuzlulugun dilin kenarlari, eksiligin dilin yanlari, aciligin ise dilin arkasi tarafindan algilandigi görüsüne dayaniyordu. Bu haritanin 19. yüzyilda yapilan arastirmalarin yanlis yorumlanmasinin sonucu oldugu anlasildi. Çünkü son bilimsel çalismalar tat hücrelerinin birden fazla uyariciya tepki verdigini göstermistir. Diger bir deyisle, her bir tat hücresinde düsünüldügünden çok daha kompleks haberlesme sistemlerinin oldugu ortaya çikmistir. Her tat hücresi zannedildigi gibi sadece belirli bir uyariciyla degil, birden çok uyariciyla iletisim kurmaktadir. Alici hücrelerdeki haberlesme yöntemleri, hücrelerin yaratilis eseri oldugunu açikça gösteren delillerden birisidir. Dilimizin üzerine konulan bir seyin tadini algilamamiz yaklasik saniye sürmektedir. Gözümüzü kapayip açmamizdan daha kisa olan bu zaman zarfinda nelerin gerçeklestigi yüzyillardir arastirilmaktadir. Tat alma, yedigimiz besinlere ait tat bilesiklerinin tükürük içinde erimeleriyle baslar. Tuzlu gidalarin tadinin daha hizli alinmasinin nedeni, tuzun tükürük içinde digerlerine göre daha çabuk erimesidir. Hatta bazen besinlerin kokusunun alinmasiyla tükürük bezleri salgilamaya baslar ve dil tat almaya hazir hale gelir. Tat almadaki her detay gibi, bu asama da önemlidir. Çünkü bu salgi olmasaydi, kuru besinlerin tadini alamayacaktik. Yiyeceklerden gelen tat molekülleri ile dildeki tat hücreleri arasindaki haberlesme, hücrenin tepesindeki mikrovillus denilen tüy benzeri yapilarda kurulur. Mikrovilluslar tat tüycükleri tat gözenegi olarak isimlendirilen minik açikliklardan dilin üzerini kaplayan mukoza zarina çikarlar. Tat hücrelerinin reseptörleri, tat tüycüklerinin üzerinde yer alirlar. Tat gözeneginin çapi ortalama olarak milimetrenin binde dördü kadardir. Tat bilesikleri, ayni zamanda haberci moleküllerdir; görevleri, tasidiklari mesaji, tat hücresinin zarinin üzerindeki reseptörlere veya iyon kanallarina iletmektir. Pek çok farkli tat bilesigine karsilik, farkli haberlesme yollari mevcuttur. Yani tatli, eksi, aci, tuzlu gibi farkli tatlar için degisik iletisim aglari kurulur. Diger bir ifadeyle, tat hücreleri birden çok sayida haberlesme yöntemine sahiptirler ve günümüzde bunlarin sadece bir kismi kaba hatlariyla anlasilabilmistir. Baska bir sasirtici özellik de, tat alma mekanizmalarinin, türler arasinda önemli ölçüde farklilik göstermesidir. Buradaki iletisim sistemleri onlari yaratan Rabbimizin sonsuz aklinin ve ilminin göstergeleridir. Tuzluluk ve eksilige dair haber tasiyan tat molekülleri, dogrudan dogruya tat hücresinin zarindaki iyon kanallariyla baglanti kurarlar. Tatli, aci ve umami tat molekülleri ise hücre zarindaki reseptörlere baglanirlar. Molekül ile reseptör arasindaki baglantiyi, koku almada oldugu gibi anahtar ile kilit iliskisine benzetirler. Yani her kilidi belirli bir anahtarin açmasi gibi, her reseptörü harekete geçiren belirli bir molekül vardir. Milimetrenin yüz binde biri kalinliginda, yag ve proteinlerden olusan hücre zarinin üzerinde hücreye giris-çikisi denetleyen kanallar ve haberlesme santrali gibi çalisan reseptörler vardir. Bunlarin milyonlarca farkli tat molekülünü, her defasinda hatasiz olarak tanimalari ve gereken islemleri eksiksiz yapmalari ise insani hayrete düsüren harikalardir. Reseptörlerin uyarilmasiyla tat hücresi içinde bir dizi karmasik islem baslar. Bu asamalarda birçok protein ve enzim, görevini aksatmaksizin yerine getirir. Apaçiktir ki, tat hücrelerinin gelismis haberlesme yöntemleri sans veya tesadüf eseri olamaz. Söz konusu sistemin her asamasi son derece hassas ve detayli hesaplar, saliseler içinde gerçeklesen düzenlemeler içermektedir. Bu asamalardan tek bir tanesi bile onu yaratan Allah'in varligini göstermeye yeterlidir. BEYİNDEKİ TAT ALMA DUYUSU Vücudunuzdaki sinirler gelismis bir ülkenin posta sisteminden çok daha mükemmel çalisirlar. Dogdugunuzdan bu yana her gün hatta her an büyük oranlarda bilgiyi olaganüstü bir basariyla tam tamina dogru adreslere tasirlar; hiçbir bilgiyi kaybetmezler. Beyninizde yaklasik olarak yüz milyar sinir hücresi bulunur. Siz bir seyler yediginiz veya içtiginizde de, üç tat siniriniz tat hücrelerinizden aldiklari mesajlari yüz milyar adresten ilgili olanlarina tasirlar. Üstelik bunu yasadiginiz süre boyunca kusursuz olarak yaparlar. "Chorda tympani" 1, "glossopharyngeal" 2 ve "vagus" 3 sinirleri omurilik soganinda birleserek 4, oradan beynin ilgili bölgelerine 5-6 mesaj tasirlar. Tat sinirlerinin çapi milimetreden daha azdir. Tat mesajlari beyne, dilin öndeki üçte ikilik bölümünden "chorda tympani" siniriyle, arkadaki üçte birlik bölümünden ise "glossopharyngeal" siniriyle tasinir. "Vagus" siniri de agzin arka taraflarindan aldigi tat sinyallerini beyne iletir. Iste bu üç sinir, on binlerce tat hücresinden aldiklari haberleri beyin sapi denilen bölgeye götürürler. Tat bilgileri buradan da beynin korteks, hipotalamus ve amigdala bölgelerine giderler. Bir seyler atistirirken, adlari geçen üç sinir beynin ilgili bölgelerine sürekli olarak haber ulastirmakla mesguldür. Bunlardan ayri olarak sicaklik, dokunma, basinç ve agriya iliskin bilgileri hücrelerden beyne tasiyan özel bir sinir "V. kraniyal sinir" daha vardir. Peki, söz konusu mesajlar nasil olur da "enfes bir kestaneli kek" veya "leziz bir mantar çorbasi" gibi yorumlara dönüsürler? Nasil olur da yedigimizin, nefis mi, yavan mi ya da bozuk mu oldugunu anlariz? Nasil olur da besinleri aninda taniriz? Nasil olur da gidalari ayrintilariyla tasvir edecek sekilde analiz ederiz? Beyinde, tat mesajlarinin nasil anlamli algilara dönüstügü henüz bilinmemektedir. Diger deyisle, tat alma sistemindeki kodlama sistemi ve beynin bu sifreleri çözme mekanizmasi halen anlasilamamistir. Su anda bilinen, tat ayriminin belirli bir hücre modelinden kaynaklanmadigi ve tat hücrelerinden gelen bilgilerin beyinde toplu olarak degerlendirilmesiyle tat algisinin olustugudur. Elde edilen her yeni bilimsel bulgu, tat alma sistemindeki yaratilis gerçegini bir kere daha gözler önüne serecektir. Çünkü canlilara katindan bir nimet olarak güzel kokulari ve essiz tatlariyla sayisiz bitkileri, meyveleri, sebzeleri var eden, bunlarla onlari riziklandiran alemlerin Rabbi olan Allah'tir. Birçok ayette bu gerçek bildirilir ve insanlara ögüt alip düsünmeleri tavsiye edilir. Bazi ayetler su sekildedir De ki "Sizi göklerden ve yerden riziklandiran kim?" De ki "Allah, gerçekten ya biz, ya da siz her halde birhidayet üzerindeyiz veya apaçik bir sapiklikta." Sebe Suresi, 24 O, gökten su indirendir. Bununla herseyin bitkisini bitirdik, ondan bir yesillik çikardik, ondan birbiri üstüne bindirilmis taneler türetiyoruz. Ve hurma agacinin tomurcugundan da yere sarkmis salkimlar, - birbirine benzeyen ve benzemeyen- üzümlerden, zeytinden ve nardan bahçeler kiliyoruz. Meyvesine, ürün verdiginde ve olgunluga eristiginde bir bakiverin. Süphesiz inanacak bir topluluk için bunda gerçekten ayetler vardir. Enam Suresi, 99 Ey insanlar, Allah'in üzerinizdeki nimetini anin. Gökten ve yerden sizi riziklandiran Allah'in disinda bir baska yaratici var mi? O'ndan baska ilah yoktur. Öyleyse nasil olur da çevriliyorsunuz? Fatir Suresi, 3 TAT HÜCRELERİNDEKİ DEVİR TESLİM Yeni tat hücrelerinin gelisim yeri olan bazal hücrelerin tat tomurcugundaki konumlari. Tat hücreleri, vücut sicakliginin oldukça üstünde veya altindaki gidalarla, asitli besinlerle her gün muhatap olurlar; bu yönden güçve çetin bir ortamda çalisan aletlere benzerler. Örnegin, simsicak bir çay, buzlu bir meyve suyu, koyu bir kahve veya eksi bir greyfurt suyu onlari belli bir ölçüde yipratir. Dogal olarak, tat hücrelerinin zaman içinde algilama yetenegini kaybetmeleri ve tat duyusunun yok olmasi beklenilirdi. Ama böyle olmaz. Çünkü tat hücrelerindeki yenilenme mekanizmasidir. Tat hücreleri ortalama olarak her 10 günde bir degisirler. Yani su andaki tat hücreleriniz bundan 10 gün öncekilerden tamamen farklidir. Tat tomurcugundaki bazal hücreler olgunlasir ve birkaç saat içinde eski tat hücrelerinizin yerini alirlar. Sizin farkina varmadiginiz bu islemler o kadar hizli gerçeklesir ki bazen aksam yemeginde kullandiginiz tat hücreleri kahvaltidakilerden mükemmel mekanizma sayesinde, tat hücreleriniz her zaman güvenilir ve saglam bir yapida kalirlar. Siz de tatlari alistiginiz gibi algilamaya, vücudunuz için zararli olabilecek maddeleri tespit etmeye devam edersiniz.

dil arkasında kabarcıklar uzman tv